YAYINLAR

İnova Kitap

Tasarım hizmeti verdiğimiz kuruluşların yanı sıra yayıncılık alanında, akademik danışmanlarımız ve editörlerimizle bir yayınevi olarak da hizmet vermekteyiz. Kitaplarımız 'İnova Kitap' etiketi ile kitabevleri ya da www.dr.com.tr | www.idefix.com internet sitelerinden temin edilebilir.

Anımsatmaların, duyumsatmaların yerini dayatmalara, ayrışmalara, “bak-unut”lara bıraktığı, teknolojinin ve sosyal medyanın yaşamımızda gereğinden çok yer kapladığı, seri tüketimin körüklenip duyguların da bir o kadar hızlı eksilmeye başladığı günümüzde öncelikle “kitap okumak” için iyi bir seçenek olmayı istiyoruz.

Amacımız; Ulusal ve kültürel birlikteliğimizi, cumhuriyet değerlerini ve kazanımlarını vurgulayan, ortak geçmişimiz içinde kendi geçmişimizi de bulabileceğimiz ve yaşamımızın bir yerlerinde belki yitirdiğimizi bile anlamadığımız tatları yeniden duyumsayabileceğimiz, yalın, çağdaş eserleri okuyanlarla buluşturmak.

Bunu yaparken de ilk günden bu yana ödün vermediğimiz özenle öncelikle yazım dili, buna katkı sağlayacak fontu, kâğıt uygunluğu, tasarımı, baskısı, gerçek kitap kokusuyla sayfalarını çevirip, kitaplığımızda sergileyebileceğimiz nitelikte olması, içeriğin ve görselliğin bütünleşmesi ilk koşulumuzdu.

kitap@inovatasarim.com

Kışlık Kitap - Naftalinli Dolaptan Öyküler - Ödül Evren Töngür

İki yaşlı adam söndü sönecek bir ışık altında, karşılıklı iki sandalyede, birbirlerine bakmadan öylece oturuyorlardı. Yalnız saatin sesi duyuluyordu -bir yerlerde bir zaman olduğunu vurgulamak istercesine-. Oda darmadağındı. Kitaplar, kâğıtlar, yerde gazete kupürleri, fotoğraflar... Yarısı yenmiş bir elma ve tümüne ağlanmış bir mendil vardı masada, anahtarların hemen yanında. Daktilodaki kâğıtta son birkaç harfi eksik ilk cümle bekliyordu."
Ödül Evren Töngür

inova-kislik-kitap-yayin

Kitabı görüp de ona dokunduğunuzda sihirli bir şeyler oluyor sanki; eliniz 'Naftalinli dolaba' doğru uzanıyor ve çekmecelere gizlenmiş naftalin kokulu öykülerle şiirler bir bir çıkıyorlar saklandıkları yerden. Sihrin etkisiyle ayaklarınız yerden kesildiği halde bu şahane kitabı elinizden bırakmadan bir çırpıda okuyup bitiriyorsunuz. Sonra birden sihir kalkıyor ve uzun zamandan beri görmediğiniz ama çok sevdiğiniz birinin kısa süreli ziyaretinden sonra gerçekleşen ayrılışındaki gibi büyük bir hüzünle doluyorsunuz. Çok samimi ve yalın bir dille yazılmış olan, bazen kısa, bazen kıpkısa öykülerle şiirler kendilerine has bir ritimle adeta dans ediyorlar sayfalar arasında. Siz de kendinizi o ritme kaptırıyorsunuz. Kitabı bir gülümsemeyle okuduğumu fark ettim. 'Portakal kokulu buz pateni yarışmalarını, doyamadığım dedemi, sırı dökülmüş aynamızı, kardeşimin el örgüsü kapüşonlu hırkasını, el emeği göz nuru mutluluklarla eteklerini savurarak geçen mutlulukları' hatırlayarak yeniden yaşadım. 
S. Duygu Ceritoğlu - Yazar - 13.03.2015

naftalin-fb

Epey öncesi yıllar. Sümer Sokak’tayım, her yanım tasarımcı… Gencecik tasarımcılar. Çoğu Hacettepeliydi. Hepsi çok iyiydi de, biri var ki; kıvılcım gözlü ve aynı anda melek yüzlüydü. Edası ne kadar hanımefendi, ne kadar zarifse, konuşması da o kadar naifti… Karar verdim, “Hadi GrafikEvi’ne gel Ödül” dedim. Ertesi gün geldi dedi ki, “Cüneyt Bey başvurmuştum haber geldi, ailem beni TÜBİTAK’a verdi.” Birlikte sevindik. Eminim en çok “Bilim ve Teknik Dergisi” sevinmişti. Sonra duydum ki Ödül bir Cemal almış... Cemal de Ödül. İkisi birden herkesten çok sevinmişler. Ben de kim bilir bilmediğim kimlerle beraber ne çok sevinmiştim. Cemal de o Hacettepeli gençlerdendi. Sevgili Ödül, kitabın aynı sen… Hatta ne çok sen!.. Kapaktaki ekose desende sen. Ortaokul defterlerimizin kapağına yapıştırdığımız etikette sen. Açtım kapağı ve gözlerinden tanıdım ki, o uçuk tonda o sandalyede oturan, bebekken sen. Karakterin tipografik estetiğinde, boş bırakılmış enzo kağıt sayfalarının büyülü-sıcak dokusunda, yarım punto azına veya fazlasına tahammül edemeyeceğim kadar özenle seçilmiş yazı büyüklüğünde sen. Metnin cümledeki anlam vurgusunu şiir gibi biçimleyip tam yerinden bir alt satıra geçen, öykülerinin ruhunu sarıp-sarmalayan yaratıcı düzende sen… Ve tabii; her öyküde odanın açık penceresinden dolan meltemle salınan tül misali bir kapılmayla, insanı soluksuzca sona götüren güzelim anlatımda, özenli Türkçe’de ve lirik dilde sen. Eleştiri yazmayı beceremem. Ne yapayım benim kitabının her satırında gördüğüm, sen. Lakin okuyucuya da iki kelam et dersen; anılar, düşler ve imgelerle akıp giden öykülerde ben biraz “İstanbul’un Gözleri Mahmur”daki Melisa Gürpınar’a gittim. Bu bence müthiş. Başarı… Çok başarı dilerim. Seni içtenlikle kutlarım Ödül Kardeşim. 
Cüneyt Özyer - Tasarımcı - 23.02.2015


İnova Ya­yın­la­rı'n­dan Ödül Ev­ren Töngür‘­ün 'Kışlık Kitap - Naf­ta­lin­li Do­lap­tan Öy­kü­le­r' ki­ta­bı şi­ir­sel öy­kü­ler içe­ri­yor.
Yekta Güngör Özden - Anayasa Mahkemesi Eski Başkanı - Sözcü - 28.05.2015


Saat 20.45 ve Saat 23.45 üç saatlik muhteşem bir Senfonik Yapıt dinledim güzel insan öğrencim Ödül Evren Töngür'den. 'Düz yazı anlatımlarını ve destansı şiir dilini çok beğendim. Çok lirik, rengi, tınısı, kaligrafik çözümlemeler, sayfaların düzeni (Nazım'ın ki gibi) muhteşem bir Senfonik Yapıt'. İçtenliğimle kutlarım, bir solukta okudum. Hiç ara vermeden. Senfonik armoniyi iyice yaşamak için. Diline, kalemine, yüreğine sağlık. Aynı duyguları paylaştığım Güzel Çocukları sanki benim adıma da en güzel yorumları yapmışlar: Onlar'ın yorumlarını sizlerle paylaşmak istedim. "VADİ demiş ki... Ömür! Yaşanacak en güzel zaman..." "VAHA demiş ki ... Bak gözlerine yıldız düşmüş..." Sizleri seviyorum, özlemle öpüyorum. Ödül Evren Töngür'ün KIŞLIK KİTAP "Naftalinli Dolaptan Öyküler" kitabını tüm kitapsever dostlarımın okumalarını salık veririm. Saygılarımla. Hocanız. 
Hüseyin Bilgin - Sanatçı
Hacettepe Üniversitesi - Güzel Sanatlar Fakültesi - Grafik Ana Sanat Dalı - Kurucu Başkanı

Cuma sabahı okula giderken içimde bir kıpırtı vardı. Az uyumuş, erken kalkmış olmama rağmen keyifliydim. Bir arkadaşım eşlik etmişti parktan merdivenlere kadar! Ardından hocalarla, orta şeker sabah CON kahvesi de iyi gelmişti, ancak zaman dar. Masamın üstünde birkaç posta, birinde iki kitap var… Kışlık Kitap (Naftalinli Dolaptan Öyküler), Ödül Evren Tongür. Aaa, bu bizim Ödül’ün kitabı, yayınlandığında sosyal medyada paylaşmıştı, hatırladım. Hacettepe, Güzel Sanatlar, Grafik Bölümü’nün dördüncü mezunlarından Ödül… Ben orada ders verirken, Cemal’le aynı sınıfta idiler. Bağlantımız hiç kopmadı, vefalı, saygılı insanlar. Bir de kendileriyle barışık! Kapağını açtım kitabın, adıma imzalanmış. İçimdeki kıpırtı karşılığını buldu. Hemen, büyük bir merakla karıştırdım sayfaları. Her sayfada şiir tadında bir öykü, her öyküde bir şiir, bir dünya var. Sözcükler böyle mi güzel dizilir, benzetmeler böyle mi becerikli yapılır, kalem böyle mi kullanılır… “Çekmeceleri” karıştırdıkça, keyifle okudum, okudum.
Prof. Dr. Uğurcan Akyüz - Sanatçı
Yakın Doğu Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekanı



www.dr.com.tr
  |  www.idefix.com


Kekik Kokulu Yıllar - Nazif Evren

"Anlatacaklarım bundan elli bir yıl önce başlamış, ancak kısa bir süre sonra karalanarak bıraktırılmış, çağdaş bir eğitim davranışının uygulanmaya çalışıldığı kurumlardan birinin kuruluş öyküsüdür"
Nazif Evren

nazif-evren-kekik-kokulu-yillar

(1940 yılında Hasan Ali Yücel'in Milli Eğitim Bakanlığı ve İsmail Hakkı Tonguç'un önderliğinde kurulan ve toplumsal yaşamda yarattığı olumlu etkiler nedeniyle kısa süre içinde kapatılan Köy Enstitüleri, 1930'lu yıllarda Türkiye nüfusunun yüzde 80'inin köyde yaşadığı, nüfusun yüzde 85'inin okuma yazma bilmediği bir ortamda, modern köy kalkınma modeline uygun olarak yapılandırılan ve bugün bile birçok ülkeye örnek olabilecek, üretime dönük öğrenimi esas alan, "eğitim üretim içindedir" şiarını ilke edinmiş eğitim kurumları olarak bilinmektedir. Köy Enstitüleri sadece öğretmen yetiştiren kuruluşlar olmayıp, bulunduğu çevreyi araştıran, geliştiren ve çevrenin kalkınmasını da üstlenmiş kurumlar olarak da işlev görmüştür. Köy Enstitüleri kırsal yörede toplumsal, ekonomik ve kültürel kalkınmayı sağlamak; bu alanda ilgili gerekli elemanları yetiştirmek için kurulan eğitim kurumları olmuştur. Bu dönemde köy çocukları eğitildikten sonra köylerine tarımda, işte, sanatta, zanaatta ve sağlık alanlarında eğitmen ya da öğretmen olarak geri gönderilmişlerdir. Köy Enstitüleri, çok sayıda öğretmen ve eğitmen yetiştirmenin, o dönemin zor koşullarında köy çocuklarına öğrenim olanağı sağlamanın yanı sıra Türkiye'nin kültür yaşamına damgasını vuran "köy kökenli aydın kuşağı" yaratmış ve bütün eleştirilere karşın Türkiye eğitim sisteminde kalıcı bir iz bırakmayı başarmıştır. O döneme Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu zorlu koşullar ve uluslararası dinamiklerin sistem üzerinde kurdukları psikolojik etkinin sonucu Köy Enstitüleri soğuk savaşa kurban edilip kısa sürede kapatılarak tarihin tozlu raflarına kaldırılmıştır. Bugün öğretmen yetiştirmeden başlayarak eğitim sisteminin yaşadığı pek çok sorunun kaynağında Köy Enstitülerinin kapatılmasına neden olan zihniyet yatmaktadır. Köy Enstitülerinin kapatılması, Türkiye'nin çağdaş ve bilimsel değerlerle buluşması ve aydınlanma sürecinin durdurulması anlamına gelmiş, genel anlamda ülke demokrasisinin telafisi zor bir yara alması sonucunu doğurmuştur.)

kekik-fb-yenisi


www.dr.com.tr
   |   www.idefix.com


Kekik Kokulu Yıllar kitabı İnova yayınlarından çıktı. Kitap insanın içini burkan bir kitap. Köy Enstitülerini anlatıyor ve Türkiye’nin enstitüleri kapatmakla neler kaybettiğini daha iyi anlıyorsunuz kitabı okudukça. Böyle çalışmalara şiddetle ihtiyaç var, burası kesin.
Mümtaz İdil - Oda TV - 22.03.2015

Kekik Kokulu Yıllar köy enstitülerini anlatıyor. Gözünüz yaşararak okuyorsunuz. Öneririm.
Fatih Portakal - Fox TV - 28.03.2015

Köy Enstitülerinde eğitmenlik, öğretmenlik yapan Nazif Evren, Kekik Kokulu Yıllar başlığı ile yeniden yayımlanan anılarında, enstitülerde yetişenlerin hepsinin, ulusa borçlu oldukları görevlerini üstün bir anlayışla tamamladıklarını söyler ve der ki: “Fireleri pek az oldu ve ucuza yetiştiler. Kendilerine harcananları, yüksek katıyla ulusa ödediler.” Köy Enstitülerinin neden kapatıldığı belli: Her önüne gelen, ulusa bedel ödetsin diye.
Işık Kansu - Cumhuriyet - 18.04.2015

Köy Enstitülerinde eğitmenlik, öğretmenlik yapan Nazif Evren, Kekik Kokulu Yıllar başlığı ile yeniden yayımlanan anılarında, enstitülerde yetişenlerin hepsinin, ulusa borçlu oldukları görevlerini üstün bir anlayışla tamamladıklarını söyler ve der ki: “Fireleri pek az oldu ve ucuza yetiştiler. Kendilerine harcananları, yüksek katıyla ulusa ödediler.”
Atatürkçü Düşünce Derneği - add.org.tr - 23.04.2015


Seç­kin emek­li öğ­ret­men Na­zif Evren’­in 'Kek­lik Ko­ku­lu Yıl­la­r - Poy­raz Kö­yün­den Köy Ens­ti­tü­le­ri­ne­' ad­lı ki­ta­bı unu­tul­maz eği­tim­ci­nin ör­nek ça­lış­ma­la­rı­nı an­lam­lı fo­toğ­raf­lar­la gü­nü­mü­ze ta­şı­yor.
Yekta Güngör Özden - Sözcü - 28.05.2015

Dicle Köy Enstitüsünün kuruluşunu ve gelişimini sağlayan Nazif Evren’in, ekibi ve öğrencilerinin yaptıklarını okuyunca inanamayacaksınız. Bu tüm yapılanları hiçe sayarak dönemin değişen iktidarının nasıl bu enstitüleri yok saydığını ve karalama kampanyalarıyla kapatılmalarına şahit olacaksınız.
Duygu Ceritoğlu - Okuryatar - 05.03.2015

Kekik Kokulu Yıllar’ı şimdi bitirdim, o denli mutlu oldum bilemezsiniz. Elleri öpülesi hocam; Dilinize, kaleminize, yüreğinize sağlık! Bu yapıtı bizlere ulaştıran, okumamızı sağlayan torunlarınızın öğretmeni olmam en büyük mutluluğumdur. En içten duygularımla sevgilerimi iletir teşekkür ederim. Saygılarımla. Hocanız.
Hüseyin Bilgin - Sanatçı - 07.10.2015



inovakitap >>